|
Büyük Türk Milleti'nin dünyanın siyasi tarihine düştüğü en önemli ve muhteşem kayıtlardan biri olan Cumhuriyet'in ilanının 85'inci yıldönümünü büyük bir coşku ve kıvançla kutluyoruz. Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğinde başlayan milli mücadele; ekonomik koşulların ağırlığına bakmadan, kimi gün elindeki süngüsünden başka cephanesi olmadan, yüreğindeki iman ve vatan aşkından, bağımsızlık karakterinden başka bir şeyi olmayan Büyük Türk Milleti'nin vatan toprağının son noktasından da düşman askerini çıkartmasıyla noktalanmış, Cumhuriyetin ilanıyla bağımsızlık bütün dünyaya ilan edilmiştir. .
Büyük Türk Milleti, Türkiye Cumhuriyeti'nin sınırlarının kanla ve kurşunla çizildiğini hiçbir zaman unutmamış olup öyle kalması için varını yoğunu seferber etmekten bir saniye bile tereddüt etmeyecektir. Çünkü bağımsızlık Büyük Türk Milletinin karakterinde vardır.
Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk'ün en büyük hayali, fazilet olarak nitelendirdiği Cumhuriyet'i demokrasiyle taçlandırmaktı. Bunun için çok çalıştı. Onun vasiyetinin en büyük takipçisi olan Demokrat Parti, Ulu Önder'in “Türk Milleti tab'en demokrattır” sözünü şiar edinerek Türkiye Cumhuriyeti temellerinin üzerine Türkiye demokrasisini inşaa etti.
Ancak aradan geçen 85 yıla karşın Cumhuriyet'in ve demokrasinin temel ilkelerinden nasibini mevcut siyasi iktidarın ortaya koyduğu siyasi yönetim biçimi ne yazık ki, cumhuriyetin demokratik edinimlerini ciddi bir erozyonla karşı karşıya kalma tehlikesini ortaya çıkarttı. Bu tehlike karşısında, kurulduğu günden pusulası millet olan ve yörüngesi şaşmamış olan Demokrat Parti, milletin bu konudaki toplumsal refleksinin ve defansının farkında olarak Demokratik Cumhuriyet tavrını ortaya koymuştur.
Demokrat Parti; sonuna kadar özgürlüklerin ve hakların içerisinde olduğu bir demokrasi ve sonuna kadar imtiyazsız bir Cumhuriyet hedefinden şaşmamıştır. Kimilerinin Büyük Türkiye Cumhuriyeti'nin yönetsel olarak hayati iki ayak üzerinde bina edildiğini unutarak, hayati damarı görmezlikten gelerek “Demokrasisiz bir Cumhuriyet fikrini” aşılamaya, uygulamaya geçme gafleti muasır medeniyet yarışında Türkiye'yi geride bırakmıştır. Bu görüşün oluşturduğu tahribat gibi halen iktidarda olan siyasi partinin, yasama ile yargıyı karşı karşıya getirerek, “Milli iradeyi paylaştırma”, “kayıtsız şartsız milletin olan egemenliğe” ortak koşma yanlışını da gündeme getirmiştir. Demokratik Cumhuriyet, erklerin sorumluluklarının nerede başlayıp nerede biteceğini Anayasa ile kayıt altına almıştır. Hal böyle iken kimsenin yeni yönetsel ictihadların arkasına saklanarak Büyük Türk Milleti'ni görmezlikten gelmesi, bununla yetinmeyip saf dışı bırakması affedilir ve telafi edilir bir hata değildir.
Cumhuriyet'in 85. yılını Büyük Türk Milleti'nin her ferdi gibi, ana vatanından uzak kalan vatandaşlarımızın, dünya coğrafyasının dört bir yanına serpilmiş soydaşlarımızın başları göğe değecek kadar kutlamasını dilerim. Cumhuriyet'imizin 85'inci yıldönümü kutlu ve kadimli olsun.